2014 Türkiye için iyi bir başlangıç olmadı. 17 Aralık operasyonu yolsuzluk ve rüşvet ile perdelenmiş adeta bir mini darbe provasının göl...
2014 Türkiye için iyi bir başlangıç olmadı. 17 Aralık operasyonu yolsuzluk ve rüşvet ile perdelenmiş adeta bir mini darbe provasının gölgesinde yeni yıla girildi.
2014’ün ilk haftasında TBMM sinde yaşananlar
Türk siyaseti adına normalleşmesinin göstergesi gibiydi.
KCK davasından dolayı tutuklu olan BDP
Milletvekillerinin tahliye edilmesinden sonra TBMM sine gelip yemin etmeleri.
BDP Milletvekillerinin tahliye
edilmesi daha önce tahliye edilen CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın sürecinde
farklı oluşan hukuki algının giderilmesi.
Bu güzellikler devam ederken Askeri
mahkemenin 34 vatandaşımızın öldüğü Uludere olayına takipsizlik kararı vermesi,
Uludere de yaşananlar ve ölümler sanki bir kez daha öldürüldüler hukuk adına.
Takipsizlik kararı ile adeta anaların
yürekleri bir kez daha parçalandı.
Takipsizlik kararı ile babaları ölen
çocuklar bir kez daha yetim bırakıldı.
Takipsizlik kararı ile çocukları ölen
babalar bir kez daha hançerlendi.
Takipsizlik kararı ile eşlerini
kaybedenler bir kez daha ateşe atıldı.
Uludere de önce 34 kişi öldürüldü,
şimdi ise mahkemenin verdiği takipsizlik kararı ile hukuki cinayet işlendi.
Takipsizlik kararı 2013’te Barış ve
Kardeşlik Projesi kapsamında başlatılan çözüm sürecine yönelik proğramlanmış
bir saldırı görüntüsüne dönüştü.
İlginç olan
Türkiye’nin normalleşmesi adına hayata
geçirilen demokratikleşme paketleri ve demokratik reformlarla adımların
atıldığı tahliye olan BDP Milletvekillerinin TBMM de yemin edecek zamana denk
getirilen takipsizlik kararı insanların kafasında soru işareti bıraktı.
Başbakan Erdoğan’ın ‘YENİ BİR TÜRKİYE
‘ söylemiyle ileri demokrasiyi inşa etmeye çalıştığı bu süreçte, Uludere’nin
aydınlatılması lazım.
Uludereli anaların gözyaşları tüm
hepimizin gözyaşları olduğu zaman ‘YENİ BİR TÜRKİYE ‘ inşa sı daha kolay olur.
Günün sözü: Ülkeler özgür oldukları
oranda gelişirler. (Montesquiu )

COMMENTS