Yıllardır bölgemizde yaşanan çatışmalara baktığımızda, İslam coğrafyası üzerinde oynan oyunlar binlerce insanın ölümüne sebep olsa da em...
Yıllardır
bölgemizde yaşanan çatışmalara baktığımızda, İslam coğrafyası üzerinde oynan
oyunlar binlerce insanın ölümüne sebep olsa da emperyalist güçler, kan emici
vampirler gibi bu coğrafyanın kanını emmeye devam ediyorlar.
Yakın tarihe göz
atarsak ABD’nin kimyasal silah bahanesiyle Irak’ı işgali ve devamında on
dinlerce insanın ölümü ki hala ölümler devam ediyor.
3 yıldır Suriye
de devam eden iç savaş ve buna seyirci kalmaya devam eden küresel güçler. Yüz
bin den fazla ölümlere, milyonu geçen mülteci ve sayıları yüz binlerle ifade
edilen yaralı ve sakat olmasına rağmen sessizliği devam ettiren güçler.
Demokrasiye
adımını atan Mısır’da ise seçilmiş cumhurbaşkanını devirip iktidarı ele geçiren
askeri yönetime desteği esirgemeyen emperyalist güçler, cunta yönetiminin
yüzlerce kişi hakkında idam kararı vermesine sessiz kalarak adeta toplu
katliamı andıran kararların arkasında, darbeye destek veren güçlerin sessiz
kalmasından cesaret alan cunta yönetimi, üstü kapalı bir şekilde baskı ve şiddetle
halkı bastırmaya çalıştı.
Ortadoğu'ya
demokrasi adına her türlü müdahaleyi yapan, ama asla demokratik dönüşümlere
izin vermeyen, bu yönden toplumsal arayışları her türlü kirli oyunlarla boşa
çıkaran, Mısır'daki askeri müdahaleye 'darbe ' bile diyemeyen bu güçlerin, verilen
idam kararların da da sorumlulukları vardır. Tarih bunu böyle kaydedecektir.
ABD ve Avrupa,
Suriye'de de Mısır'da da diktatörlerden, otoriter rejimlerden yana durdu,
Demokrasi ve özgürlüklere destek vermedi, hatta bölgenin özgürleşmesinden
korktu. İşin kolayına kaçarak bölgenin geleceği üzerindeki etkisini kaybetti.
Aslında Ortadoğu dinamiğini ve geleceğini kaybetti.
Ukrayna'yı kendi
hevesleri uğruna uçuruma sürükleyen Batılı 'dostların utanç içinde gelişmeleri
izlemekten başka yapacak hiçbir şeyleri yok. İstihbarat örgütleri üzerinden
sokakları terör ize ederek Ukrayna'yı Rusya denetiminden tamamen çıkarıp
kendilerine bağlamaya çalıştılar. Basit, bir adım sonrasını ölçemeyen bir
plandı bu.
Ukrayna'yı elbirliği ile paramparça ettiler
/ediyorlar.
Türkiye de direndi ve hala yeni oyunlara karşı direniyor.
Bu üç ülkede uygulanan
senaryoların hepsinden daha fazlası, Türkiye'de uygulandı, uygulanıyor. Gezi
olayları Ukrayna benzeri bir senaryoydu. Hedef toplumsal kaos yaratıp,
sokakları yakıp yıkarak savaş alanına çevirmek ve kamu binalarını ele geçirmek,
son olarak Başbakanlığın ele geçmesiyle hükümeti düşürmekti. Özgürlükler
üzerinden ülke ve demokrasi vuruluyor, otoriter yönetime hazırlık yapılıyordu.
Gezi olaylarında
amaçlarına ulaşamayan güçler. 17 Aralık’ta yöntem değiştirerek sistem içindeki
kadrolar üzerinden hükümeti hedef aldılar. Bütün darbe planlarına destek veren
çevreler bu oyunda da yerlerini aldılar, güç birliği yaptılar. Bir süre sonra
hedefin sadece hükümet olmadığı, Türkiye'nin yeniden yönetilebilir alana
çekilmesi olduğu ortaya çıktı. Hükümete karşı kullanılan söylemler, servis
edilen malzemeler Türkiye'yi yıpratıyor, küçük düşürüyordu.
Türkiye'yi bu üç
ülkeden biri haline getirmek istediler. Biri olmazsa diğeri olacaktı. Olmadı,
başaramadılar. Türkiye direndi. 30 Mart ve 10 Ağustos’taki Cumhurbaşkanlığı
seçimleriyle millet oyunu bozdu, durumun farkında olduğunu ortaya koydu.
Türkiye üzerinde
hesabı olan küresel güçler, Türkiye’ye diz çöktürmek için oyun üstüne oyun
kuruyorlar. Kaybetseler de durmayacaklar.
Küresel güçlerin
anlamadığı veya farkına varamadığı!
Anadolu insanı bu
coğrafya üzerinde 100 yıldır oynanan oyunun farkına vardı, bu kez ülkesine,
hükümetine ve demokrasi’sine sahip çıkıyor.
Günün sözü: Mahalledeki tüm
köpeklerin aynı anda havlaması asla tesadüf değildir. ( Çin atasözü )
Kalın sağlıcakla
Facebook: mehmetcet21
Twitter: Mehmetcet21
Mehmetcet21.blogspot.com


COMMENTS