100 yıl önce Ortadoğu'nun omurgasını kıran emperyalist devletlerin yine aynı senaryolarla yakın coğrafyamızda olduklarını dikkatle değer...
100 yıl önce
Ortadoğu'nun omurgasını kıran emperyalist devletlerin yine aynı senaryolarla
yakın coğrafyamızda olduklarını dikkatle değerlendirelim.
Ülkemizin uyanışı ile beraber büyümeye ve gelişmeye başladığını gören haçlı
dünyası her taraftan saldırmaya başladı.
Çünkü Türkiye uyanırsa, ayağa kalkarsa coğrafya uyanacak, ayağa kalkacak, o emanet rejimler üzerinden ülkeleri, kitleleri kontrol imkânı kalmayacaktı.
Türkiye hem kendi devrimini yönetiyor hem coğrafyayı ayağa kaldırıyor, coğrafyanın unuttuğu o gururlu dünya ile ilgili hafızayı canlandırıyordu.
Bu yürüyüş, bu değişim, bu mücadele durdurulmalıydı. Türkiye durdurulamazsa coğrafya elden çıkacaktı. Bölgenin güç haritası değişecek, tarihin akışı yön değiştirecekti.
Ülkeyi bu yola sokan, bölgeyi bu yola yönlendiren o siyasi akıl en büyük tehlikeydi ve tasfiye edilmeliydi. Yerli olan direnç noktaları tahrip edilmeli, ülke yeniden yönetilebilir alana çekilmeliydi.
Milletimiz o örgütlerin şiddetini, o siyasilerin basiretsizliğini yenecek, yüzlerce yıllık büyük yürüyüşünü devam ettirecek.
Günün sözü: Bu zaman diliminde Türkiye'de bir tarih yazılıyor. Yeniden diriliş üzerine.

Türkiye büyüdü,
güçlendi, uykudan uyandı, yüzyıllık denetimden
kurtulma mücadelesi başlattı.
Bu bir devrimdi, büyük dönüşümdü, bin yıllık tarihin en önemli kırılma noktalarından biriydi.
Çünkü bu topraklar: Haçlı Savaşları ile yakılıp yıkılmış ama şimdi yeniden dirilişin, ayağa kalkışın hamlesini gerçekleştiriyor.
Bu bir devrimdi, büyük dönüşümdü, bin yıllık tarihin en önemli kırılma noktalarından biriydi.
Çünkü bu topraklar: Haçlı Savaşları ile yakılıp yıkılmış ama şimdi yeniden dirilişin, ayağa kalkışın hamlesini gerçekleştiriyor.
Ülkemizin uyanışı ile beraber büyümeye ve gelişmeye başladığını gören haçlı
dünyası her taraftan saldırmaya başladı.Çünkü Türkiye uyanırsa, ayağa kalkarsa coğrafya uyanacak, ayağa kalkacak, o emanet rejimler üzerinden ülkeleri, kitleleri kontrol imkânı kalmayacaktı.
Türkiye hem kendi devrimini yönetiyor hem coğrafyayı ayağa kaldırıyor, coğrafyanın unuttuğu o gururlu dünya ile ilgili hafızayı canlandırıyordu.
Bu yürüyüş, bu değişim, bu mücadele durdurulmalıydı. Türkiye durdurulamazsa coğrafya elden çıkacaktı. Bölgenin güç haritası değişecek, tarihin akışı yön değiştirecekti.
Ülkeyi bu yola sokan, bölgeyi bu yola yönlendiren o siyasi akıl en büyük tehlikeydi ve tasfiye edilmeliydi. Yerli olan direnç noktaları tahrip edilmeli, ülke yeniden yönetilebilir alana çekilmeliydi.
İşgal
girişiminin türü değişiktir sadece. Gemisiyle tankıyla değil, yüz yıldır içeride
besleyip büyüttükleri ile üzerimize geliyorlar.
İlk önce Gezi olaylarını başlattılar.
Bütün muhalif
kesimler, marjinal yapılar, terör örgütleri bazı siyasi
partilerin de desteğiyle tek çatı altında
toplandı. Son derece yabancı,
Türkiye ile hiç alakası olmayan bir isyan diliyle sokak terörü birlikte harekete geçirildi.
Sokak terörü üzerinden hükumet devrilecek, Başbakanlık işgal edilecek ve Başbakan indirilip tasfiye edilecekti.
Ülke yeniden biçimlendirilecek, o büyük dönüşüm durdurulacaktı.
Olmadı... Başaramadılar.
Gezi olaylarından geriye sadece çirkinlikler ve Vandalizm kaldı.
17 Aralık darbe girişimiyle ikinci senaryo devreye sokuldu.
Bu sefer, devletin kılcal damarlarına kadar işlemiş bir yapıyla darbe yapılacak, hükumet düşürülecek, Başbakan asılacak, Türkiye itaat edecek hale getirilip sahibine teslim edilecekti.
Tarihin en büyük ihanet operasyonlarından birine sahne oldu Türkiye. Büyük yürüyüş durdurulacak, ülke diz çöktürülecek ti.
Sokak terörü üzerinden hükumet devrilecek, Başbakanlık işgal edilecek ve Başbakan indirilip tasfiye edilecekti.
Ülke yeniden biçimlendirilecek, o büyük dönüşüm durdurulacaktı.
Olmadı... Başaramadılar.
Gezi olaylarından geriye sadece çirkinlikler ve Vandalizm kaldı.
17 Aralık darbe girişimiyle ikinci senaryo devreye sokuldu.
Bu sefer, devletin kılcal damarlarına kadar işlemiş bir yapıyla darbe yapılacak, hükumet düşürülecek, Başbakan asılacak, Türkiye itaat edecek hale getirilip sahibine teslim edilecekti.
Tarihin en büyük ihanet operasyonlarından birine sahne oldu Türkiye. Büyük yürüyüş durdurulacak, ülke diz çöktürülecek ti.
Başaramadılar
Ve 7 Haziran seçimleri müthiş bir kamuoyu
çalışması yürütüldü. Bu sefer medya
ve sermaye devreye sokuldu. HDP üzerinden Kürt
milliyetçiliği tahrik edildi. O siyasi akıl iktidardan
uzaklaştırılacaktı. Belli oranda başarı sağlandı. AK Parti tek başına iktidar olamadı. Hemen
ardından siyasi partilerin AK Parti ile koalisyon yapmasının
da önüne geçildi. Ama bir sorun vardı, kendi aralarında da hükumet
kuramıyorlardı.
Kimsenin ülke çıkarı, istikrarı, geleceği diye bir kaygısı kalmamıştı. Herkes ülkeyi ateşe atma pahasına AK Parti’ iktidardan indirme yarışına girdi. Bu konuda tam bir koalisyon vardı.
Seçimle istediklerini kısmen aldılar ama istedikleri sonuca ulaşamadılar. Yine başaramamışlardı.
Ve en kanlı senaryo devreye sokuldu.
Ne pahasına olursa olsun bu iktidar yok edilmeliydi. Terör üzerinden, iç savaş üzerinden ülke dize getirilecek, yeniden yapılandırılacaktır. Amaç hiç değişmiyor, planların ardı arkası gelmiyordu.
Siyasi partilerle terör örgütleri, medya organları tek cephe oldular. Türkiye tarihinde görülmemiş bir ittifak şekillendi. Teröre karşı ülkesi için savaşması gerekenler terörle ortaklık kurup ülkeye savaş ilan etti. Siyasi partiler, medya organları, sermaye çevreleri, aydınlar, gazeteciler terörü övüyorlar,
Gezi'de amaç neyse, 17 Aralık'ta amaç neyse,15 Temmuz’da amaç neyse terör üzerinden yürütülen amaç da aynıydı. Bu senaryo da başarısız olacak.
Gezi ile başaramadılar. 17 Aralık'ta da başaramadılar,15 Temmuz’da da başaramadılar, terörle de başaramayacaklardır. Ondan sonra gelen de. Milletimiz o örgütlerin şiddetini, o siyasilerin basiretsizliğini yenecek, yüzlerce yıllık büyük yürüyüşünü devam ettirecek.
Kimsenin ülke çıkarı, istikrarı, geleceği diye bir kaygısı kalmamıştı. Herkes ülkeyi ateşe atma pahasına AK Parti’ iktidardan indirme yarışına girdi. Bu konuda tam bir koalisyon vardı.
Seçimle istediklerini kısmen aldılar ama istedikleri sonuca ulaşamadılar. Yine başaramamışlardı.
Ve en kanlı senaryo devreye sokuldu.
Ne pahasına olursa olsun bu iktidar yok edilmeliydi. Terör üzerinden, iç savaş üzerinden ülke dize getirilecek, yeniden yapılandırılacaktır. Amaç hiç değişmiyor, planların ardı arkası gelmiyordu.
Siyasi partilerle terör örgütleri, medya organları tek cephe oldular. Türkiye tarihinde görülmemiş bir ittifak şekillendi. Teröre karşı ülkesi için savaşması gerekenler terörle ortaklık kurup ülkeye savaş ilan etti. Siyasi partiler, medya organları, sermaye çevreleri, aydınlar, gazeteciler terörü övüyorlar,
Gezi'de amaç neyse, 17 Aralık'ta amaç neyse,15 Temmuz’da amaç neyse terör üzerinden yürütülen amaç da aynıydı. Bu senaryo da başarısız olacak.
Gezi ile başaramadılar. 17 Aralık'ta da başaramadılar,15 Temmuz’da da başaramadılar, terörle de başaramayacaklardır. Ondan sonra gelen de. Milletimiz o örgütlerin şiddetini, o siyasilerin basiretsizliğini yenecek, yüzlerce yıllık büyük yürüyüşünü devam ettirecek.
Milletimiz o örgütlerin şiddetini, o siyasilerin basiretsizliğini yenecek, yüzlerce yıllık büyük yürüyüşünü devam ettirecek.
Günün sözü: Bu zaman diliminde Türkiye'de bir tarih yazılıyor. Yeniden diriliş üzerine.
Esen kalın.
Facebook: mehmetçet21
Twitter: mehmetçet21
Mehmetcet21.blogspot.com

COMMENTS