( DİYARBAKIR ANNELERİNİN DİRENİŞİ 10...
( DİYARBAKIR ANNELERİNİN DİRENİŞİ 1000 GÜNÜNDE ) ANNE YÜREĞİ KARŞISINDA KİMSE DURAMAZ
Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi sürüyor.
Diyarbakır
annelerinin dağa kaçırılan evlatları için HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası
önünde 3 Eylül 2019’da başlattığı oturma eyleminde 1000. Güne girildi.
Farklı şehirlerden
bir araya gelen aileler, nöbet çadırını terk etmeyerek mücadelelerinden geri
adım atmıyor. Evlatlarını terörün pençesinden kurtarmak isteyen ve yurdun dört
bir yanından gelen diğer ailelerin de katılımıyla sayı her geçen gün artarak
301'e ulaştı.
Diyarbakır'da
anne Hacire Akar, oğlunun dağa kaçırılmasının sorumlusu olarak gördüğü
HDP'nin İl Başkanlığı binası önünde 22 Ağustos'ta oturma eylemi başlattı.
Oğlunu teröre kurban vermemek için başlattığı oturma eylemi sonuç
veren anne Akar, kararlı mücadelesiyle 24 Ağustos'ta oğluna kavuştu.
Hacire
annenin oğlu için gösterdiği mücadele, benzer acıyı yaşayan diğer annelere de
örnek oldu.
Eylem yapan ve
feryatları yeri göğü inleten annelerin yaşadığı duyguları anlatmağa kelimeler
yetersiz kalıyor. Annelerin yaktığı ağıt karşısında çaresizliğin ve utancın
ayıbını yaşamamak elde değil.
Evlat
sevgisi, evlat acısı annede daha farklıdır babaya nazaran. Çünkü anne daha iki
canlı olmaya başladığı andan itibaren annelerin çocuklarına olan sevgisi ve
merhameti diğer insanlardan daha farklıdır.
Dünya var olduğundan beri Anneler
yaşadıkları toplumun “SESİ” olmuştur.
Anneleri
karşısına alan hiçbir siyasi, sosyal, sivil yapının, legal/illegal örgütlerin
yaşama şansı yoktur. Çünkü hiçbir annenin çığlığı, “ politik hesaplar” üzerine
değildir.
İlk
günden itibaren evlatlarına kavuşmak için sürdürdükleri kararlı duruşlarıyla
HDP il binası önünden ayrılmayan anne ve babalar, yazın sıcağında, kışın
soğuğunda eylemlerine ara vermeden devam etti.
Kimi
aileler il binasının önünü boş bırakmamak için eşleriyle dönüşümlü eylemi
sürdürdü.
Aileler,
tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını döneminde bile gerekli
tedbirleri alıp eylemlerinden vazgeçmedi. Geride kalan yaklaşık 3 yılda
annelerinin kucağındaki çocuklar, ağabeyleri ve ablaları için yeni yaşlarına
eylem çadırında girdi.
Kürt
hareketinin muhatapları, adına ister kaçırma, isterseniz alıkoyma, isterseniz
de gönül rızasıyla geleni kabul etme deyin, dile getirdiği söylemlerle ciddi
manada çelişen bir pozisyonda yakalanmıştır.
Kadınların
ilk defa, annelik duygusu öne geçerek yaşanan son olaylardan örgüt ve diğer
muhatapları sorumlu tutmuştur.
Örgüt ve
bölgesel muhataplarına ise ilk defa, insan hakları, çocuk hakları konularında
yönelik bölge içerisinden güçlü suçlamalar gelmiştir.
Genel olarak
kadın hakları, eşitlik, insan hakları, ezilmişlik, çocuk çalışan vs.
söylemlerini sıkça kullanan ve bu söylemlerden yola çıkarak çizdiği gelişim
haritasından beslenen aydınlar, insan hakları savunucuları, özgürlüklerden
bahsedenler, kadın haklarını savunduklarını her fırsat dile getirenler
Diyarbakır’da çocukları için eylem yapan annelerin yanında durmadıkları gibi
hiçbir platformda dile bile getirmediler..
Hem çocuk
hakları bakımından, hem de savaş hali pozisyonuna sokulan küçük çocuklarından
dolayı annelik duygusu tavan yapan ve bununla rencide edilen kadınların
haklarına dair ciddi bir çelişkidir bu.
Kadınların
ilk defa, annelik duygusu öne geçerek yaşanan son olaylardan örgüt ve diğer
muhatapları sorumlu tutmuştur.
Her türlü
engellemeye, tehdide rağmen zafer, anaların olacaktır. Gözyaşı ve dağlanmış
yürekler, çok dağları devirir. Çünkü tarihte bunun pek çok örneği
bulunmaktadır.
Bu zaman
diliminde Diyarbakır’da “çocuğumu geri ver” diyen annelerin
haykırışlarına da kulak vermemiz “yaşam”dan yana pozisyon
almamız gerekmektedir.
Her türlü
engellemeye, tehdide rağmen zafer, anaların olacaktır. Gözyaşı ve dağlanmış
yürekler, çok dağları devirir. Çünkü tarihte bunun pek çok örneği
bulunmaktadır.
Ülke
içerisinde de yayılan ‘’Evladımı
istiyorum’’ çığlığı, İzmir, Van, Hakkari, Şırnak ve Muş’tan da yükselmeye
başladı.
O anaların gözyaşı, özgürlüğün can damarı olacaktır. O
anaların gözyaşı, mutlaka sonuca ulaşacaktır.
Günün sözü: Unutulmamalıdır ki; Bu süreci
kazanacak olan gözü yaşlı anneler olacaktır.
Esen kalın.
Facebook: mehmetçet21
Twitter: mehmetçet21

COMMENTS