Dershane tartışmaları üzerine başlayan süreç yeni bir boyuta dönüşmeye başladı. Bavullardan çıkan veya bilerek çıkartılan belgeler...
Dershane tartışmaları üzerine başlayan süreç yeni bir boyuta dönüşmeye başladı. Bavullardan çıkan veya bilerek çıkartılan belgelerle siyasi hesaplaşmaya dönüştü. Geçmişte hükümetin askeri vesayete karşı verdiği mücadeleye benzedi desek yanılmayız herhalde.
Geçmişe bir göz atarsak; askerden izin
almadan hiçbir parti hükümet kuramazdı, sandıktan milletin desteğini dahi
alsaydı askeri vesayet izin vermezse idi hükümet kurulamazdı. Ülkede olup
bitenlere asker karar verirdi. Dış politika kararlarında da askerin dediği
olurdu.
İktidara getirilen sivil yöneticiler birilerine rağmen hareket etmeye başlasalardı, görünmez eller devreye girerek sivil hükümetleri devirirlerdi. Üniversiteler, medya, Sivil toplum örgütleri, akademisyenler, yazar, çizerler vs, askeri vesayetin emrinde ve onların yönlendirmelerine göre hareket ederlerdi.
İktidara getirilen sivil yöneticiler birilerine rağmen hareket etmeye başlasalardı, görünmez eller devreye girerek sivil hükümetleri devirirlerdi. Üniversiteler, medya, Sivil toplum örgütleri, akademisyenler, yazar, çizerler vs, askeri vesayetin emrinde ve onların yönlendirmelerine göre hareket ederlerdi.
Tayip Erdoğan başkanlığındaki Ak Parti
iktidarı askeri vesayete teslim olmayıp mücadele yolunu seçti. Askeri vesayeti
gerileten Ak Parti iktidarının karşı demokrasi dışı karanlık güç odakları
geçmişte askeri vesayetin yaptığı gibi iktidarı baskı altına almak, ülkenin
politikalarına yön vermek istediler.
Askeri vesayete teslim olmayan Tayip
Erdoğan, bu sivil görünümlü vesayete de direnmeye başlamasıyla, karanlık güç
odakları bavulları açarak sözüm ona gizli belgeler bazı medya kuruluşları
tarafından servis yapıldı. Geçmişte olduğu gibi başlatılan bu itibarsızlaştırma
ve yok etme hareketinin amacı Başbakan Erdoğan’ı saf dışı etmekti.
Ama
unutulan bir şey vardı. Askeri vesayete teslim olmayan Başbakan Erdoğan, bu
karanlık güç odaklarına hiç de teslim olmaz.
Erdoğan’ın 3 Aralık 2013 günü grup toplantısında yaptığı tarihi konuşma ile karanlık güç odaklarına mesaj verir nitelikteydi: Hiçbir güç kendisini Meclisin yerine koyamaz ve millet adına karar veremez. Hiçbir gücün Meclis’e, siyasetçiye ve milli iradeye boyun eğdirmesine izin vermeyeceğiz, göz yummayacağız. Sermayesini, manşetlerini, kışkırtmalarını adeta bir kurşun gibi Meclis’in üzerine çevirenlere rağmen, Meclis’in ve siyasetin saygınlığından ödün vermeyeceğiz
Erdoğan’ın 3 Aralık 2013 günü grup toplantısında yaptığı tarihi konuşma ile karanlık güç odaklarına mesaj verir nitelikteydi: Hiçbir güç kendisini Meclisin yerine koyamaz ve millet adına karar veremez. Hiçbir gücün Meclis’e, siyasetçiye ve milli iradeye boyun eğdirmesine izin vermeyeceğiz, göz yummayacağız. Sermayesini, manşetlerini, kışkırtmalarını adeta bir kurşun gibi Meclis’in üzerine çevirenlere rağmen, Meclis’in ve siyasetin saygınlığından ödün vermeyeceğiz
Millet
kendi kararını kendisi vermekten, kendi istikametini kendisi çizmekten aciz
değildir.
Başbakan Erdoğan’ın bu sözleri AK
Parti Hükümeti’nin askeri vesayetten sonra adına sivil vesayet
diyebileceğimiz karanlık güç odaklarına karşı zorlu ve çetin bir mücadele
verdiğini, ülkemizin demokrasisinin gelişmesi bağlamında geçmişte sergilediği
dik duruşunu bu günde devam ettirmesi ülkemiz demokrasisi adına bir kazanımdır.
Günün sözü;
Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır. ( Said Nursi )
Kalın
sağlıcakla

COMMENTS