ÇÖZÜM SÜRECİNE KARŞI OLANLAR Çözüm sürecinin başarısız olmasını isteyenlerin amacı terör üzerinden Türkiye’...
Çözüm
sürecinin başarısız olmasını isteyenlerin amacı terör üzerinden Türkiye’yi
köşeye sıkıştırarak kendi amaçları doğrultusundaki projeleri kabul ettirmeye
çalışan ülkeler ve onların yerli işbirlikçileri.
Türkiye’nin
kendi insanlarıyla birlikte barış içinde yaşama iradesinin ifadesi olan çözüm
süreci sözde dost görünen ama aslında ülke üzerinde hesapları olan ülkeleri ve
yerli taşeronlarını bir bir açığa çıkarmıştır.
Türkiye’nin
kendi başına barış ve kardeşlik projesi kapsamında başlattığı ve milli bir
proje olan çözüm sürecini bozarak, tekrar o kanlı çatışma dönemlerine döndürmek
isteyenler her yolu deniyorlar, deneyecekler de
Batılı
servisler, yerli işbirlikçileri üzerinden
“çözümü akamete uğratacak talepleri” sıkça gündeme taşımaktadırlar. Özellikle
burada, bazı gazeteci, yazar, siyasetçilerin aracılık rolüne soyunduğu
görülmüştür. Bu çabalarını çözüm sürecinin başlamasından itibaren bugüne kadar
devam ettirdiklerini, her kesim özellikle Kürtler tarafından çok iyi görüldüğü
Kürtlerin çözüm sürecine sahiplenmelerinden de anlaşılmaktadır.
ABD ve bölge ülkelerinden İsrail, İran ve Suriye’nin süreçten rahatsız oldukları, Türkiye’nin milli bir proje olarak uygulamaya soktuğu çözüm sürecinin dışında kalan ve bunu hazmedemeyenler özellikle ABD Suriye konusunda Esed’in yaptığı katliamlara sessiz kalmakla yetinmeyip İŞİD ve benzeri örgütlerin doğmasına sebep olmuştur.
ABD ve bölge ülkelerinden İsrail, İran ve Suriye’nin süreçten rahatsız oldukları, Türkiye’nin milli bir proje olarak uygulamaya soktuğu çözüm sürecinin dışında kalan ve bunu hazmedemeyenler özellikle ABD Suriye konusunda Esed’in yaptığı katliamlara sessiz kalmakla yetinmeyip İŞİD ve benzeri örgütlerin doğmasına sebep olmuştur.
Bu
durum, dolaylı olarak Türkiye’nin iç barışına yönelik çözüm sürecine
saldırılmasına zemin hazırlamıştır. ABD‘nin bizim için yanlış olan bu
politikasının, İsrail ile ilgisi olduğu kadar, bölgesel bir güç olarak
Türkiye’nin yükselmesinden duyulan rahatsızlıktır.
Türkiye’deki belli grupların “çözüm süreci çöküyor”, “Türkiye bölünüyor” diye manşetler atarak, devleti içerden terörle mücadelede etkisiz kılmaya dönük çabalarıyla birlikte düşünmek gerekir. Devlet içinde örgütlenmiş “karanlık yapıların” terörle mücadele konusunda, devlet mekanizmasını içerden etkisiz kılmak için uğraştıklarını dair, en azından bu konudaki tartışma ve kuşkular, ortaya çıkan provokatif olaylarla bütünleştirilince sorunun bir başka boyutu bulunduğu görülmektedir.
Türkiye’deki belli grupların “çözüm süreci çöküyor”, “Türkiye bölünüyor” diye manşetler atarak, devleti içerden terörle mücadelede etkisiz kılmaya dönük çabalarıyla birlikte düşünmek gerekir. Devlet içinde örgütlenmiş “karanlık yapıların” terörle mücadele konusunda, devlet mekanizmasını içerden etkisiz kılmak için uğraştıklarını dair, en azından bu konudaki tartışma ve kuşkular, ortaya çıkan provokatif olaylarla bütünleştirilince sorunun bir başka boyutu bulunduğu görülmektedir.
Bugünlerde
IŞİD ve Kobani üzerinden ortaya çıkan tablodan oldukça heyecanlanmış
olmaları bundandır. Şimdi ortalık “çözümü süreci başarısız oluyor, süreç çöktü
çekecek” diye sevinçlerini dışa vurmaktan kendilerini alamayanlardan
geçilmemektedir.
Tüm bunların temelinde,
1-Enerji
2-İsrail'in güvenliğinin yattığına
inanılıyor.
Türkiye'nin Erbil yönetimi ile yaptığı
petrol anlaşmasının ve Irak petrollerinin Suriye üzerinden Akdeniz'e
ulaştırılması projesinin bu olayların altında yatan temel faktör olduğudur.
Kandile
gidip “mücadeleden vazgeçmeyiniz, konjonktür lehinize gelişiyor”, “barış
yapmanın zamanı mı?” diyenlerin ki Onlar “Türkiye’deki Batılılar” veya
“Batı’nın misyonerleri” olarak,“yıllardır sahip oldukları iktidarı kaybetmenin”
psikolojik travmasıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bu iktidar kaybının müsebbibi
olarak gördüklerinden dolayı onu başarısızlığa uğratmak için çözüm sürecinin
çökmesini çok arzulamaktadırlar.
Bugün
“Türkiye bölünüyor” şeklinde sevinenler’’, boşuna heveslenmesinler çünkü bu
ülkenin Kürtleri, Türkmenleri, Alevileri, Sünnileri de onların kim olduğunu
biliyor. Birlikte ve kardeşçe yaşamanın önündeki engelin, yıllarca hangi
zihniyet tarafından konulduğunun da, savunulduğunun da bilincindedir.
Her
şeyden önemlisi, Batı’nın hedefi 21.yüzyıla ve Ortadoğu’ya damgasını
vuracak, bu coğrafyanın ve medeniyetin dünya sahnesine çıkaracağı, tarihteki
ilk Müslüman bir süper güç olma potansiyeline sahip “Kürt-Türk ittifakını
engellemektir.
Batılılar
bunu düşünüyor, hesaplıyor ve engellemek için harekete geçiyor.!
Terörü
yıllardır Türkiye’ye karşı bir uluslararası politika olarak kullananları
başarısızlığa uğratan ÇÖZÜM SÜRECİ her şeye rağmen sürdürülmelidir.
Günün
sözü : En kötü barış savaştan iyidir.
Esen
kalın
Facebook: mehmetçet21
Twitter: mehmetçet21


COMMENTS