17-25 Aralık yargı kılıflı darbe girişiminin 9'uncu yıldönümüne girilirken Günlerden Cuma takvimler 17 Aralık’ı gösteriyordu. Türkiy...
17-25 Aralık yargı kılıflı darbe girişiminin 9'uncu yıldönümüne girilirken
Günlerden Cuma takvimler 17 Aralık’ı
gösteriyordu. Türkiye tarihine kara bir sayfa olarak geçen bu günün daha da
kapkara olan bir hafta sonrası yani 25 Aralık 2013 idi.
Tarihimiz Osmanlının son
dönemlerinden bu güne kadar buna benzer olayların yaşandığını göstermektedir.
Batı hayranı aydınların Osmanlıyı Batı ya nasıl parçalattığını, bu gün ise aynı
oyunları oynayarak Türkiye Cumhuriyeti’ni zayıflatıp kendi iktidar ve
saltanatlarını tekrar ele geçirmektir.
17-25 Aralık 2013 darbe operasyonlarının amacı
yükselen Türkiye’nin önünü kesmekti.
17-25 Aralık ( 2013 )
operasyonlarının sırrını çözmek için geçmişe bir göz atmakta fayda var.
7 Şubat Hakan Fidan’ın
Savcılığa çağrılması ( Amaç tutuklamak Hakan Fidan üzerinden Başbakan Erdoğan’ı
iktidardan indirme hareketi.)
Ocak 2013’te Barış ve
Kardeşlik projesi kapsamında başlatılan çözüm süreci ile alakalı Oslo da
yapılan görüşmelerin sızdırılması,
27 Mayıs 2013’te Taksim
Gezi parkı olayları ( ağaçların kesilmesi bahanesiyle yapılan olaylar )
Kobani olayları, sokak ve
ilçelerde çukur ve barikatlarla özyönetim açıklamaları da.
17 Aralık 2013’te rüşvet
ve yolsuzluk kamuflajıyla yapılan mini darbe
17-25 Aralık 2013'te ülke ve millet
olarak bize yaşatılmaya çalışılanlar üzerinde iyice düşünmek ve
oyunlarına gelmemek lazım.
Bugünden geriye doğru
bakıldığında, Gezi olayları ve son olarak 15 Temmuz darbe ve işgal
girişimi dışarıdan bazı mihraklar ve onlarla işbirliği yapan içerideki hainler
tarafından teşvik edildiği son derece açık bir şekilde anlaşılabiliyor.
Değişik ülkelerde kurgulanıp, bazı ülkelerde başarılı oldukları renkli
devrimlerin bir benzerinin ülkemizde gerçekleştirmeye çalışıldığı konusunda
artık şüphe yok.
Türkiye'yi teslim almak eğer olmazsa
da olabildiğince zayıf hale getirip yönetilebilir duruma getirmek isteyen dış
güçler, faaliyetlerini genellikle taşeronlar vasıtasıyla
yürütüyorlar.
Geçmişte algılar üzerinden verilmeye
çalışılan mesajları ve sonrasında ortaya çıkan gerçekleri
hatırlarsak, uyanık olmak lazım.
Türkiye'nin Türkiyelilere bırakılmayacak kadar önemli olduğuna inanan
dışarıdakiler ve onlarla aynı fikri paylaşan içimizdeki uzantıları,
faaliyetlerini ara vermeden sürdürüyorlar ve sürdürecekler de.
17-25 Aralık darbe girişimiyle,
Türkiye Cumhuriyeti Devletini büyüten, bölgesel iddiasını ortaya koyan ve
dünyaya hem söz söyleyip hem de kafa tutan bir lidere ( Erdoğan’a ) Türkiye’yi
yönettirmek istemediler.
Türkiye’yi parçalamak ve
yönetilebilir duruma getirmek isteyen emperyalist sömürgeciler ülkemizde
demokrasi, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü olmadığı söylemleri
karşısında uyanık olmak lazım.
Batının
en büyük özelliklerinden biri; yerli sahte kahramanlar üreterek, ülkeleri
onların eliyle yönetmektir
Bugün artık vesayet odaklarının etkisinden
kurtulan ve milli iradenin kontrolünde olan bir devlet yönetimi var.
2002'den itibaren demokrasi ve devlet yönetiminde milli iradenin dönüşümünün
geldiği nokta, 2013'te de, 15 Temmuz 2016'da da yapılmak istenilen darbelerin
de millet tarafından püskürtülmesi ile sonuçlanması. Bizlere şunu gösterdi ki
artık millet bu oyunlara kanmıyor, benzeri operasyon ya da darbelere karşı canı
pahasına kendisini ortaya koyup direniyor ve lideri Tayyip Erdoğan'a güveniyor.
Dünün dünde kaldığı,
artık yeni şeylerin söylendiği günlerdeyiz. İman varsa imkân da
vardır. İmanı olan da hiçbir şeyden korkmaz.
Günün
sözü; Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur.
( Şeyh sadi )
Esen kalın.
Facebook: mehmetçet21
Twitter: mehmetçet21
Mehmetcet21.blogspot.com

COMMENTS